7 Ağustos 2015 Cuma

Yeniden

    Aradan 4 yıl geçmiş ve biz ancak bloga yeni girebildik, meşguliyetler veya farklı sebeplerden dolayı burayı unutmuştum .
    Eski yazılarımı okuyunca YENİDEN  hadi bismillihal dedik , belki bir kıvılcım ,belki bir umut belki de nefsimize bir söz düşürebiliriz inşallah .
    Gönlümüze ve ahvalimize  bir  damla değişim diyelim .




2 Nisan 2012 Pazartesi

Sessizlik

Hayat bize ne sunacagını bilemediğimiz için zaman zaman bizi sıkıntıya sokacak olaylar başımıza geliyor,her halimizle Allah c..c tevekkül edebilsek gelene hoşgeldin diyebilen işte hakiki Mümin oldur Allahım bize kaldıramıyacağımız yük yükleme ,her halimizi sana arz ediyoruz bize ihsaneyle lütfünla kereminle aff eyle Amin .. Fatma

19 Ekim 2011 Çarşamba

Bütün millet olarak ayaktayız ..

Niye Her Şehit Haberinden Sonra F-16 Uçakları Havalanır Anlamıyorum Gerçekten! Bu F-16 Lar Benzin Değilde Şehit Kanıylamı Çalışıyor ?...!!!...

30 Eylül 2011 Cuma

Gündem


Uzun zamandır bloguma girmiyordum bugün nasip oldu yazalım dedim artık..
Son zamanlarda ülkemizde ve dünyada hem ekonomik hemde siyasal gelişmeler oldu,aslında bu değişimlere şahit oldugum için kendimi hem şanslı hissediyorum hemde hüzün duyuyorum,mazlumların ezildiği şu garip dünya düzeni içinde ülkemizde çok güzel gelişmelerin olduğu kesin...

Kürt sorunlarında olan gelişmeler aslında hem umut verici hemde düşündurucu, şimdiye kadar öldürülen gencecik çocuklarımız askerlerimiz vardı ,artık pkk yönünü bir değişiklikle kürt halkına kendinede silah doğrultmaya başladı ,sesleri hiç çıkmayan bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyenler yada empati yapmayı kesip guya kendi ülkeleri için öldürüldüğünü düşünüp belkide şehit olduklarını sanan analar canları yanınca çok şükür geçte olsa sesleri çıkmaya başladı..

Dünyada dengeler değişiyor Türkiye çok etkin rol alıyor bu düzen içinde ,Akdenizdeki madenleri kapma yarışı içinde artık biz!!de varız diyebiliyoruz çok şükür..

Hissiyata gelince çok şeyler yaşanmış çok hasret ve sevinclerle geçmiş seneler var hayatımda ,aslında her yaşadığım acı ve üzüntü bana çok şey öğretti, kendimi tanıma aslında ne kadarda aciz ve sabızsız oldugumu anladım,sevdiklerimize yeterince değer vermeliyiz artık . Çünkü her şeyi hakedenler bizleri ne olursa olsun bırakmayanlardır .. Fatma Çomoğlu

7 Ekim 2008 Salı

Yollar ...



Yollar, ana yoldan sağa sola saparken,doğru yola her dem bir açık kapı bulunuyor,geri dönülmez değil hiçbir sapa yol..Bizi bizden iyi bilen Rabbimiz, namazlarımızda, kırk defa “Ya Rab, bizi doğru yola, sana varan doğru yola ilet !” diye niyazda bulunmamızı istiyor, ve bizlere gitmemiz gereken istikameti hatırlatıyor…Rabbimiz, bizi bize hatırlatıyor…Dosdoğru yolun insanları olmak için, tüm iniş ve çıkışlara, vesvese ve fısıltılara rağmen, ümitsizliğe kapılmadan ilerlemek gerek..Düşe kalka olsa da..Bazı kapılar ve örtüler açık kalsa da..Çünkü düştüğümüzde bizi “Kaldıran” odur…Çünkü burası ümitsizlik yolu değil, rahmetle donanmış bir yol..Günde kırk defa dilimizde olan duamızla yöneliyoruz Rabbimize:”Ya Rab, bizi doğru yola ilet !..Ve cevabı işitiyoruz Rabbimizin başka bir ayetinden..“Bana kulluk edin, doğru yol budur”…

31 Aralık 2007 Pazartesi

Aşk ki Vardır, Gerisi Vesairedir...




Eski âşıklar sevgili uğrana ölmeyi bir ideal, bir amaç bilirlermiş. Onlar, uğruna ölünecek sevgililer buldukları için bahtiyar idiler. Gün gelir, sevgililer de âşıklarını sever umudunu içlerinde durmadan büyütüyorlardı. Oysa aşk, iki kişi arasında asla eşitlenmeyen bir şeydi. Allah, âşığın uğraştığı sevgiyi maşuktan esirgemişti. Bunun içindir ki âşıklar, ya kendilerine verilen derdin aynısının sevgiliye de verilmesi ya da sevgilide ki vurdumduymazlığın aynısı ile kendilerine de ihsanda bulunması için yakarır dururlar. İsterler ki, Allah aşkı seven ile sevilen arasında eşit bölüştürülsün... Oysa aşk bu demek degildir. Seveni sevmek kolaydır; marifet o sevmediği zaman da onu sevebilmektir. Gerçek âşık bilir ki, kendi içindeki aşk ateşinin aynısı sevgilide de vardır ve gönülsüz de olsa, o da aşkı duyumsamaktadır. Ne var ki sevgili çok sabırlı, âşık da sabırsız olduğu için bu aşk yarası tek taraflı kanamaktadır. O acılar, o ayrılık ve hasret ateşleri âşığı yakıyorsa öte yandan da pişiriyor demektir... Âşık, ancak bu pişme sürecinde ham iken olduğun, çiğ iken kâmil olur. Çünkü aşk yolunda varılacak merhalelerin en yücesi, aşkın olgunluğu ile kendi dünyasını kurabilmektir. O mertebeye gelindikten sonra aşk uğrunda can vermek âşığa âsân gelir.
Amaç aşk uğruna ölmek değil, uğruna ölünecek aşkı bulmaktır. Bu aşk, cennet emelinden uzaklaşıp cemale erme hedefini gözetir. böyle bir aşka giriftar olduktan sonra geriye ne kalır ki!?.. Dünyayı elinin tersiyle itiver gitsin!.. Hani Fuzûlî'diyor ya:
Cennet için men eden âşıkları dîdârdan
Bilmemiş ki cenneti âşıkların dîdâr olur
Cennetten uzaklaştırdığı gerekçesiyle âşıkları sevgilinin diyarına (yüzüne) bakmaktan alıkoyan kişi bilmiyor ki âşıkların cenneti sevgilinin yüzüdür!..

MECNUN, LEYLA İLE SOHBETTE

Mecnun bir gün fırsat buldu, Leyla ile oturmaya muvaffak oldu. Leyla, onu sınamak için bir dilekte bulundu:
- Ey âşık! Neyin varsa getir.
- A ay yüzlü, dedi Mecnun, aşkınla ne suyum kaldı, ne kuyum. Ne ciğerimde azıcık kan, ne gözümde bir nebze yaş. Aklımı yağma ettin, uykumu çaldın. Artık bir canım var, emreyle onu vereyim.
- Ben onu senden ne vakit istesem alırım, başka neyin var, sen ondan bahset.
Mecnun o vakit arandı, yakasında sakladığı bir iğnesi vardı, onu çıkarıp sevgiliye sundu.
- İşte varlık aleminde sahip olduğum tek şey bu iğnedir. Bunu da neden taşıyorum bilmek istersen, çölde, ovada seni izlerken çok düşüyorum, kendimden geçiyorum; oralarda ayağıma, bedenime dikenler batıyor; bu iğneyle o dikenleri çıkarıyorum.
- İşte bunu istiyordum ben senden. Eğer aşkında gerçek isen bu iğne nasıl layık oluyor sana? Dikeni çıkarırsan buna vefa mı derler?!..
İskender PALA